10 Aralık 2012 Pazartesi

KILIÇDAROĞLU ŞAM’A DA GİT


                                   
     CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Bağdat’a gidip Maliki ile görüşeceğini duyduğumda çok sevindim. CHP’nin, Türkiye’nin birliği için AKP iktidarından daha çok çaba gösteren Maliki ile görüşmesi geç de olsa olumludur. CHP yöneticileri, NATO bakış açısından sıyrılarak yeni bir Ortadoğu politikası geliştirmeli. Bağdat ziyaretinin bu yolda iyi bir adım olacağını düşünelim.
            
         BOP’la bölünmek parçalanmak istenen; etnik ve mezhep gruplarının boğazlaşmasını kışkırtan ABD planları boşa çıkarılmalı. Bu emperyalist oyunlara karşı mücadele veren Ortadoğu liderlerini desteklemeli, onlarla dayanışma içinde bulunmalı CHP. Maliki’nin, Barzanistan’la ilgili kararlarının yanında olmalı. Irak’ın bütünlüğü sağlanmazsa Türkiye’nin birliği korunamaz. Bu bilinçte olan siyasetçiler bölgeye barış getirir. Maliki’nin Irak’ın toprak bütünlüğünü koruma konusundaki çabaları erdemli bir siyasal duruşun göstergesidir.
            
         Kılıçdaroğlu’nun Bağdat ziyareti iyi bir başlangıçtır; fakat yeterli değildir. Öncelikle Şam’ı ziyaret etmeli. Ülkesinin birliğini korumak için emperyalizme ve onun işbirlikçisi teröristlere karşı amansız bir savaşın içinde bulunan Esat’a elini uzatmalı Kılıçdaroğlu ve CHP. Esat’ı desteklemek; Arap dünyasında çağdaş yaşam biçimini yok etmek isteyenlere, emperyalizmin uydusu kukla devletçiklerin oluşumuna karşı durmaktır. Suriye’nin bölünmesi durumunda, bundan en çok zarar görenin Türkiye olduğunu kavramalı her renkten Türk siyasetçisi. AKP yandaşı medyanın saldırılarını hiçe sayarak gitmeli Şam’a. Gitmeli ki Müslüman ülkelere oynanan Atlantik operasyonlarını ve bunlara alet olan AKP iktidarının İslam düşmanı politikalarını açığa çıkarmalı.    

Yalnızca Şam ve Bağdat mı ziyaret edilmeli? Tabi ki hayır! Özellikle Batı Şeria’ya gidilip FKÖ ve Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’la görüşülmeli. FKÖ, Filistin’in çağdaş, laik ve akılcı temsilcisidir ve altmış yılı aşkın bir haklı davanın öncüsüdür. Batı’nın, İsrail’in ve BOP İslamcılarının Hamas’ı öne çıkararak FKÖ’yü yok sayma anlayışı boşa çıkarılmalı bu geziyle. Batı Şeria’da uygulanan İsrail zulmü, Gazze’den az değil. Filistin topraklarının büyük bölümü Batı Şeria’dadır. Nüfusun çoğunluğu da burada yaşamakta. Bu nedenle Ramallah’ı giderek Abbas’ın elini sıkmak tarihsel bir görevdir.      

CHP, Tunus’ta işçilerin yönetime karşı sürdürmekte olduğu grevle de ilgilenmeli.

CHP, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bir parti. Bu nedenle de onun dış politika siyasetini izlemeli. İzlemeli ki dünyanın mazlum toplumları gözyaşı dökmesin. Yeri gelmişken Atatürk’ten bir anıyı paylaşalım.
            
          Şapka devriminin yapılmasından sonra Mekke’de büyük İslam kongresi toplanacaktır. Türkiye de davetlidir. Atatürk’ün buraya temsilci gönderip göndermeyeceği merak konusudur. Büyük devrimci, tereddütsüz karar verdi ve milletvekillerinden Edip Servet Tör’ü yanına çağırdı:

“Mekke’ye gidip beni temsil edeceksin.” dedi.

Sözlerini şöyle sürdürdü Atatürk: “ Türksün ve Müslümansın. Türklük, Müslümanlığın öncüsü ve kılavuzudur. Mekke’ye şapka ile gideceksin. Kara taassup sana karşı gelse eğilmeyeceksin.”    

“Edip Servet Tör, Mekke’ye şapka ile girdi. Müslüman delegelerin en itibarlısı o idi. Kongrenin sonuna kadar Mustafa Kemal mucizesine hayranlık duyan heyetler arasında, Kemalist Türkiye’yi o temsil etti.  (Falih Rıfkı Atay’dan)”            

Mekke’de saygı gören Atatürk’ün antiemperyalist, çağdaş, laik duruşu; popülizm seline kapılmayan anlayışıydı. İnsanlar, güzel, haklıya ve doğruya değer verip saygı gösterirler. Sayın Kılıçdaroğlu korkmayın haklının yanında olmaktan. Çekinmeyin Atatürk’ün ardılı olmaktan.

Anadolu insanı, zalime karşı olmayı, mazlumun yanında durmayı bir vicdan borcu olarak gördü yüz yıllarca. Bugün CHP’nin vicdanı da emperyalist zulme karşı, komşularımızın onurlu direnişinin yanında olmayı gerektiriyor. Korkmayın, çekinmeyin, gidin… Esat’a, Maliki’ye, Abbas’a hatta Tahrir’i dolduran milyonların önderi Nasırcı Halk Akımı’nın lideri Hamdin Sabahi’ye “Kardeşim!” deyin; kucaklaşın onlarla. Bu gezilerinizde bir yakanıza Atatürk’ün, diğer yakanıza da Cemal Abdülnasır’ın rozetini takmayı da unutmayın. Komşularımızın Atatürk ışığına en çok gereksinim duyduğu bir dönemde onlardan bunu esirgemek yakışık alır mı?
                                                                       
                                                                       Adil Hacıömeroğlu
                                                                       8 Aralık 2012
Not: 10 Aralık 2012 tarihli Kent Yaşam Gazetesinde yayımlanmıştır.
Yazılarımın tümünü, http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.

5 yorum:

  1. Dilekler çok güzel,emeğinize teşekkürler. Ama kaygılıyım; bu günkü CHP yönetimi bağımsızlık politikalarını terk etmiş durumdadır, NATO'cudur, AB'cidir, TESEV'cidir! BOP sahibi ABD'ye ve onun Ortadoğu politikalarına yönelik doğru dürüst bir eleştirisi yoktur (varsa da ben bilmiyorum). Bu zihniyetle sağlıklı bir Ortadoğu politikası üretilebilir mi dersiniz? Gene de dilekler çok güzel...

    YanıtlaSil
  2. Cok guzel bir saptama. Yalniz YCHP'de Ataturk'un mirasina sahip cikma yok. Son ornegi YCHP Gn. Bsk. Yardimcisi Umut Oran'in Buyuksehir Yasasini destekleyen sozleri

    YanıtlaSil
  3. Bu günkü CHP yönetiminin bunu yapacak durumda olduğunu sanmıyorum. Böyle bir politika yapabilecek güçte olsaydı, ülke içindeki bazı AKP politikalarına karşı çıkardı. Ülkemiz bu duruma düşmezdi.

    YanıtlaSil
  4. Muhteşem bir konu ve yaklaşım,teşekkür ederim,yüreginize saglık sevgili Adil bey..

    YanıtlaSil
  5. Hocam güven çok uzun süreler iyi, güzel, olumlu davranışlar sergilenerek elde edilebilen, ancak bir o kadar da nankör bir şeydir. Bu kadar uzun süede elde edilmesine karşın tek bir yanlışla yıkılabilir. Kılıçdaroğlu'na bu altın tepside sunuldu. Yani hiç çaba sarfetmeden geçmiş yönetimin başarısızlığından doğan ortamı al sen doldur bu boşluğu dendi adeta. Oysa onun bu güne kadar neler yaptığı ortada. Yani kendisine sunulan büyük şansı hunharca katletmek adına ne gerekiyorsa yaptı. Ve artık ağzıyla kuş tutsa o güveni yeniden tesis edebilmesi olanaksız. Yeniden güven tazelemesi çok uzun zaman alacaktır. Oysa ülkenin bu kadar uzun zamana tahammülü yok. Kısaca bu iş artık Kılıçdaroğlu ile yürümez. Chp kendine halk indinde güven sağlamış vizyon sahibi yeni bir lider bulmayı başaramazsa inanın baraj aşma mücadelesi veren bir partiye dönüşür.
    Adnan Yiğiter

    YanıtlaSil