13 Nisan 2013 Cumartesi

DİL OLMASA DÜŞÜNCE OLUR MU?


    
            Basında son zamanlarda nedense dile özen gittikçe azalmakta. Çalakalem yazmak, anlatım bozukluklarını sıkça yapmak, noktalama işaretlerini kullanmamak, kısıtlı sözcük dağarcığıyla yazmak yaygınlaşmakta. Gazetelere şöyle bir baktığımızda Türkçe kurallarına uygun yazan köşe yazarı ya da yazıcısı çok az.
 Sosyal medyada kendini eleştirenlerin dil yanlışlarını söyleyerek Türkçe dersi vermeye çalışan köşe yazıcılarından Ahmet Hakan’ın, 9 Nisan 2013 tarihli Hürriyet’teki yazısına, şöyle bir bakalım.
“Koca İstanbul’da ‘Ben bu sinemaya dedemle gitmiştim’ denilecek bir tane sinema salonu bile yokken, ‘Ben bu sinemaya babamla gitmiştim’ denilebilecek kalan tek sinema salonunu da yıkıyorlar.” Uzun bir tümceden oluşan bu paragrafta yazıcının kullandığı “denilecek, denilebilecek” sözcükleri hatalıdır. Bir eylem, yalnız bir tane edilgenlik eki alır. Eyleme iki tane edilgenlik eki getirmek yanlıştır. “- ( )n, - il” ekleri etken eylemleri edilgen yapar. Bu nedenle dil kurallarına aykırı olan “denilecek, denilebilecek” sözcükleri,  “denecek, denebilecek” biçiminde kullanılmalıydı. Yazının bütünü göz önüne alındığında benzer yanlışların çokça yapıldığı görülür.
“…kalan tek sinema salonunu da yıkıyorlar.” Burada “kalan” sözcüğü, gereksizdir; çünkü “tek” sözcüğü “kalan”ın da anlamını karşılamakta. Zaten tümcedeki “da” bağlacı, “diğer salonları yıktıkları gibi” anlamını vermekte.
Aynı tümcede “yokken” sözcüğünden sonra virgül konmuş. Ulaçlardan sonra virgül konmaz. Çünkü ulaçlar bağlama görevi yaptığından virgül (,) kullanımı gereksizdir.
Sayın Hakan, tırnak içinde yazdığı tümcelerin sonuna anlama uygun noktalama imi koymamakta. Bu yazıda tırnak içinde gösterdiği tümcelerin sonuna nokta koymalıydı.
“Aydınların, sanatçıların, şehir tarihçilerinin, ‘Emek Sineması’nı yok etmeyin, onu yok ederseniz, tarihi yok edersiniz, geleneği yok edersiniz, kültürü yok edersiniz” diye aylardır itiraz etmelerine rağmen…” Bu tümcede beş tane “yok et-” eylemi kullanılmış. İlkokul ödevlerinde bile rastlanmayacak dil yanlışı. Aynı sözcüğün art arda kullanılması ses kakışmasına neden olduğundan kulağa hoş gelmediği gibi, okuma zevkini de öldürüyor. Oysa tümceyi “Emek Sineması’nı yıkarsanız tarihi, geleneği, kültürü yok edersiniz.” biçiminde yazsaydı doğru olacaktı anlatımı.
Son yıllarda köşe yazıcılarının edindiği alışkanlıklardan biri gereksiz eksiltili tümce kullanmak. Kendilerince üç nokta ile bitirdikleri kesik tümcelerle okuru düşünmeye sevk edecekler. Zorlama bir durum bu. Yazıların bütününe bakıldığında üç noktadan başka bir yok sanki.
Köşe yazıcılarının bir başka saplantısı da neredeyse her tümceden bir paragraf yapma alışkanlığı. Tümceler tek başına anlamsız, kuru sözcük yığınları durumuna getiriliyor böylece.
Dil doğru kullanılmadığında düşünce ve duygular doğru olarak anlatılamaz. “Yazarım!” (?) ortaya çıkanların öncelikle anadillerini doğru kullanmaları gerek. Sözcük dağarcığı, sıradan insanlarınkinden fazla olmayan kişilerin dile, kültüre, düşünce yaşamına, toplumsal gelişmeye bir katkısı olabilir mi?
Dil olmadan düşünce olmaz. Düşünce olmadığında da sözcükler kuru karalamalar durumuna gelir. Bu tür bir yazım anlayışı toplumun kültürel gelişimini terse döndürür.
                                                           Adil HACIÖMEROĞLU
                                                           11 Nisan 2013

7 yorum:

  1. Değerli Adil Bey ,
    Herşeyin sıradanlaştığı vakitte yazınız bende sevinç üretti .
    Dil konusunu işlemenizi özellikle beyendim. Yıllar yılı "kanayan yara" deyimi kullanılmaktadır. Yara zaten kanadığı için yaradır. Kanamıyorsa çıban olur. Ama kimsecikler bunun gibi dil yapılanmasına özen göstermiyor yada gösteremiyor.
    Blog'unuzu sürekli okuyacağım.
    Sizde benimkini okuyup lutfen kıyasıya eleştiriniz. Buna çok muhtacım. Saygı ile.

    YanıtlaSil
  2. Okumakta yarar var Leyla Hanım. Bu arada, "her şey" ve "ya da"ları da ayrı yazmakta yarar var.

    YanıtlaSil
  3. Saygın Öğretmenim.
    Türkçenin varsıllığı, iyemi (güzellik) okullarda öğretilmez oldu. Oysa güzel dilimiz yalnızca bir ders gibi değil, bir sanat dalıymışcasına öğretilmelidir. Bir ulusun dili, ulusal bayrağı gibidir; düşürmeye gelmez!
    Konuşurken, yazarken yaptığımız acınası yanlışları düzelteceğimiz, her sözün en güzelinin Türkçemizde bulunduğunun bilincine varacağımız, Türkçe düşünerek, Türkçe yazacağımız günlerin -gecikmeden- gelmesini dilerim.
    Bu nedenceyle (vesile), bu konudaki çabalarınıza bir kez daha gönlüm dolusu "sağ olun" diyorum!
    Öz Türkçe tutkunu okurunuz Tarık Konal.

    YanıtlaSil
  4. Saygın Öğretmenim
    Bir ulusun dili, o ulusun bayrağı gibidir; düşürmeye gelmez!
    Yazarken, konuşurken yaptığımız kimi acınası yanlışlardan arınacağımız, her sözün en güzelinin Türkçemizde var olduğunun bilincine varacağımız, Türkçe düşünüp Türkçe yazacağımız günlerin gelmesini dilerim.
    Bu nedenceyle (vesile), güzel dilimiz Türkçemize gösterdiğiniz özene bir kez daha gönlüm dolusu "sağ olun" diyorum.
    Öz Türkçe tutkunu okurunuz Tarık Konal

    YanıtlaSil
  5. Tarık bey dilin önemi konusundaki düşüncelerinizin çoğuna aynen katılıyorum. Ancak yetmişli yıllarda yaşadığımız dil depremini hatırlatan kelimeler kullandığınızı gördüm. Türkçemizi saflaştıracağız diye tamamen anlaşılmaz hale getirmenin bir anlamı olmadığını, hatta çok da zararlı olduğunu gördük. O yıllarda sayın Süleyman DEMİREL Azarbeycana gitmişti ve orda şu soruyla karşılaşmıştı. Biz sizin dediğnizi çok net anlıyoruzda Erzurum radyosunun dediğni niye anlamıyoruz. Adil hocam bu akşam bütün yazılarınızı okudum ancak tarih sırasına göre okuduğumdan bu yazıyı en sonunda okudum. Sanki içimden geçeni okurcasına tabiri caiz ise hislerime tercümn oldunuz. Özleştirme, saflaştırma, arı dil, yeni kelime türetme, teknoloji dili ... gibi konulardan sizce önemli olanına yönelik yazılarınızı bekliyoruz. Kalemine sağlık.
    Ertan KAMBUROĞLU

    YanıtlaSil
  6. Anlatımda dilin yetkinliği , doğru kullanımı düşünceyi daha net ve sağlam aktarır. Bunu iyi bilen Atatürk , dil devrimini gerçekleştirdiği gibi , TÜRK DİL KURUMUNU da kurmuştur ( Ne yazık ki 12 Eylül darbesi TDK ' ye de kıymıştır ) Dili savruk kullanmanın sakıncaları da bu yazıda yer almakta..Teşekkürler!
    ÖZGEN KARA

    YanıtlaSil
  7. Sizin gibi dile önem veren kişilerin olması bana da o konudaki savaşımımda güç veriyor.
    Şaziye Çakıroğlu

    YanıtlaSil